top of page

ABD Yolları, Tren Rayları ve Özgürlük: Amerika’yı Bir De Benim Gözümden Dinleyin

Yazarın fotoğrafı: Gürkan YAGMUR
Gürkan YAGMUR
1 Eyl
2 dakikada okunur

Son yıllarda hayatım hep doğanın, dağların ve patikaların ritminde geçti. Ancak bu yaz alışık olduğum coğrafyanın dışına çıkıp bambaşka bir maceraya atıldım. 18 Haziran - 10 Ağustos tarihleri arasında, Amerika Birleşik Devletleri’ni kapsayan yaklaşık iki aylık geniş bir rotayı geride bıraktım.

Bir doğa rehberi ve fotoğrafçı olarak yeni yerler keşfetmek benim için hiçbir zaman sadece "şehir gezmek" olmadı.

Benim aradığım; rotanın dokusu, doğanın gücü ve o anların kadrajıma yansıyan ruhuydu.

Bu seyahatte de tam olarak bunu yaşadım. Şehirler arası geçişlerimi büyük oranda tren hatlarıyla yaptım. Trenle yolculuk etmek, bir ülkeyi gerçek anlamda hissetmenin en doğal yollarından biri. Camdan dışarı bakarken değişen bitki örtüsü, coğrafyanın boyutu ve zamanın kendi ritminde akışı harika bir seyir sundu.

Rotam boyunca beni en çok heyecanlandıran ve hafızama kazınan anlardan bazıları ise şunlardı:

  • Niagara Şelalesi ve O Meşhur Tekne Deneyimi: Doğanın o devasa gücüne yaklaşmak tarif edilemez bir duyguydu. Şelalenin tam kalbine doğru ilerleyen teknede, yükselen su buharının ve gürleyen suyun ortasında kalmak doğanın muazzam gücünü bir kez daha hatırlattı. Fotografik açıdan da büyüleyici sahneler yakaladım.

  • Great Falls Doğa Yürüyüşü: Bir doğasever olarak Amerika’daki favori anlarımdan biri Great Falls’taki patikalara adım atmaktı. Kayalıkların arasından coşkuyla akan sular eşliğinde yaptığım bu yürüyüş, bana evimdeki yürüyüşlerimin huzurunu ama bambaşka bir coğrafyanın enerjisini verdi.

  • Central Park’ta Bir Mola: New York’un o ünlü gökdelen karmaşasının tam ortasında, adeta devasa bir vaha gibi duran Central Park’ı adımlamak harika bir deneyimdi. Kent yaşamı ile doğanın nasıl iç içe var olabildiğini görmek ve parkın sakin köşelerinde vakit geçirmek yolculuğun tatlı bir molası oldu.

  • National Mall ve Tarihin İzleri: Washington D.C.’de National Mall boyunca yaptığım yürüyüş ise tam anlamıyla bir açık hava müzesi gezisi gibiydi. Bir yanda ikonik anıtlar, diğer yanda geniş yeşil alanlar eşliğinde ülkenin sembolik kalbinde yürümek oldukça etkileyiciydi.

Amerika; ölçeğiyle, doğasıyla ve kendine has temposuyla bana bambaşka bir perspektif kattı. Şimdi geriye dönüp baktığımda; o uzun seyahatler, çekilen fotoğraflar ve patikalarda biriken anılar yeni yollar için ilham vermeye devam ediyor.

Yorumlar


bottom of page